ÇEVİREN: Selda ŞAHİN
Roller
Zoya
İlin
Aleksandr Petroviç
Tamara
Katya
Slava
Timofeyev
Birinci
Akşam
Sahne
önünde küçük tahta bir divan aydınlanır. Üstünde Zoya ve İlin oturur. Aralarında
kapağı açık bir gramofon, plak döner. Molodi biter. Zoya membranı kaldırır.
Zoya: Hayır, bu delilik. Her zaman bana kolay
erişebileceğinizi düşünmeyin, rica ediyorum benim davranışlarımı böyle yorumlamayın.
İlin: Tamam.
Zoya: Ne tamam?
İlin: Yorumlamam.
Zoya: Kırıcı oluyorsun, bu başka bir durum.(Sessizlik) Doğru, biz her şeyi hızlı tükettik. Bir hafta önce birbirimizi tanımıyorduk. Ve birden. İnanılmaz. Doğru, ben biraz deliyim. Muhtemelen beni küçümsüyorsun.
İlin: Seni mi, tam tersine.
Zoya: (Bir moda dergisini İlin'e gösterir.) Söyle, hangi kadın hoşuna gidiyor?
İlin: Hiçbiri.
Zoya: Bu model herkesten daha fazla iş yapıyor. İşte burada çok iyi. Burada iyi değil. Derginin son sayılarına onu hiç koymamışlar, muhtemelen kavga ettiler. Belki de güvenliğini sağlamak için evlendi. Yalnız yaşamaktan daha iyidir. Kocası için çorap satın alacak, et alacak, dört şişe votka alacak. Söyle şimdi, aşk nedir?
İlin: Bilinmez.
Zoya: Aşk... elektrik akımıdır.
İlin: Öyle olabilir.
Zoya: Olabilir değil, kesin öyle. İznin ne zaman bitiyor?
İlin: Yakında cuf-cuf!.. Ne zamandır burada değildim, on yedi yıl geçmiş? Ne kadar ilginç: bazı tabelalar, duyuru panoları ya da köşedeki eczane, herşey aynı, eskisi gibi. Şuradaki eczanenin üstünde benim eski sevgilim otururdu. Savaştan önce onların odasında kiracıydım.
Zoya: Öyle mi? Ah, ne enteresan! İlk aşkını anlat. İlk aşkların anlatılmasını ben severim...
İlin: Çok güzel bir kızdı, şimdi öyle değildir. Yıldız. Kız arkadaşları öyle çağırırlardı: 'Yıldız'
Zoya: Eh, ben de böyle değildim.
Gençliğimde oldukça güzeldim. Peşimden
öyle erkekler koştu ki. Biri biraz yaşlıydı.
Annem beni vazgeçirmeye çalıştı. O zaman ben kendi ellerimle onu kız
arkadaşımla nişanladım.
Kısa bir zaman sonra arkadaşımla karşılaştım.
Gelinlik giymiş!.. Onun yerinde ben olabilirdim.
İlin: Belki ben gitsem daha iyi olur.
Zoya: Nereye?
İlin: O'na.
Zoya: Onu düelloya davet ediyorum.
İlin: Savaş boyunca mektuplaştık. Onları kaybetmeden biriktirdim.
Zoya: Eğer o bir yıldızsa, o zaman ne diye ayrıldınız?
İlin: Yüksek ideallerini karşılayamadım.
Zoya: Terk edildin, demek?
İlin: Hayır, kendim istedim. Her şey mektuplarda yazılı.
Zoya: Üzgünüm, konuşmaya devam edemeyeceğim, sıkıldım.
İlin: Nasıl devam edemeyeceksin, bu ne kadar saçma.
Zoya: Senin ilgi alanın başka. Benim soruma cevap ver. Kız bir adamla birlikteydi. Adam bilincini kaybetmeden önce ona aşkla bağlıydı. Kız tüm hayatını onun yanında geçirmek istedi. Ama adam aniden! Onu terk etti. O zaman kız başka biriyle tanıştı. Her şey aynı değildi, ama yine de ona alıştı ve tüm hayatını onunla geçirmek istedi. Ve o da bom! Yine aynı şeyler, çıkıp gitti. Onun ailesinin istediği kadın değildi çünkü! Ve kız artık kendine inanmamaya başladı. 'Neden böyle, neden terk edip gidiyorlar, benim ne eksiğim var?' Üçüncü kişiyi kadın artık gururundan kaybediyor, neredeyse kodlanmış. Hakkında konuşuyorlar: 'Nasıl çapkın...' Söylediğim hiçbir şeyi duymuyorsun. Bir kulağından giriyor, diğerinden çıkıyor.
İlin: Neden, seni duyuyorum. Sadece söylediklerini düşünüyordum.
Zoya: Neye karar verdin?
İlin: Hepsi doğru, Zoya, bunlar olur.. Üzücü bir hikaye.
Zoya: Elbette, üzücü.
İlin: (pencereden bakar) İşte şu küçük sokak bizim sokağımızdı. Bizim sinemamız. Ve bize özel gökyüzü. Gökyüzü nasıl, ha? Kış gecelerinde masmavi olur, biraz olsun içini dökersin! Hayır, on dokuz yaşında mutlu olduğun günlere dönmek tehlikelidir! ''Nerede acı çektim, nerede aşık oldum, kalbimi nereye gömdüm''.
Zoya: Enteresan, kim bilir yıldız şimdi nasıldır?
İlin: Henüz geç değil, biliyor musun: evet diyeceğini bilsem, doğrusu giderdim! Belki hala burada yaşıyordur?
Zoya: Eeh, İlin, sana karşı olan ilgimi çok kötüye kullanıyorsun.
İlin: (onun saçlarını okşar) Ne diyorsun, Zoya.
İlin
oturup düşünmeye başlar. Sonra
kalkıp paltosunu giyer.
Zoya: Çık git! Her şey apaçık.
İlin: Yakında dönerim. Gidip geleceğim. (çıkar)
Zoya: Sana dönerim! Merdivenlerde şutlarım... Sana döneceğim!..
Işık söner.
Tamara’nın odası.
Büyük bir giriş ve küçük ayrı
bir bölme. İlerleyen sahneler, hem ilkinde hem de diğerinde
geçecektir, aslında iki oda tek bir odadır. Tamara yalnız,
masada oturmuş bigudi ile saçlarını
sarıyor. Kapı çalar.
Tamara kendi işini yapmaya devam eder, çünkü kimseyi
beklemez. Bir kez daha çalar. Dış kapının açıldığı duyulur. Gelen kişi
odanın kapısını
çalar.
Tamara: (Panikler, kapıya
yaklaşır). Kim var orada?
İlin'in Sesi: Tamara Vasilyevna?
Tamara: Ne istiyorsunuz?
İlin'in Sesi: (aptalca sesini değiştirir) Odanız kiralık mı?
Tamara: Hangi oda? Saat gecenin on ikisi.
İlin'in Sesi: (telefon anonsu gibi taklit eder). Saat yirmi ikiyi otuz üç dakika geçiyor!
Tamara: Gidin buradan, kapıyı arkanızdan iyice kapatın.
Girişte bir sessizlik olur.
(Yazar ve çevirmen telif hakları nedeniyle tamamı yayınlanamamıştır. Tüm haklar Onk ajans tarafından korunmaktadır.)
(Fotoğraf Çağdaş Tiyatrodan alınmıştır.)
Yorumlar
Yorum Gönder